Geri git   GalaxiForumTurkey >
.....::::: Sosyal Konular :::::.....
> Dünya Ve Türkiye'mizi Tanıyalım

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13-04-2007, 18:34   #11
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6450
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Çardaklı Hamam

Kadırga`da Küçük Ayasofya Camii yakınında yeralır. Hamam, Kapı Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1503`te yaptınlmıştır. Kitabesinin altında bir Bizans levhasının bulunması ve sıcaklık kısmının hiçbir Osmanlı hamamına uymayan biçimi Çardaklı Hamamı`nın Bizans dönemiyle ilişkilendirilmesine neden olmuştur. Ortada geçidin üstündeki eyvan, bir balkon biçiminde sıcaklığa açılır. Bu balkonun çardağı andırması nedeniyle yapıya Çardaklı Hamamı denilmiştir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:36   #12
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6450
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Çemberlitaş



Çemberlitaş, Divanyolu üzerinde yer alır. Roma Apollon Tapınağı`ndaki sütun I. Konstantin (M.S. 324 -337) tarafından İstanbul`a getirilmiştir. Başlangıçta tepesinde, pagan geleneğin uzantısı olarak bir elinde haç, diğer elinde mızrak taşıyan bir Apollon heykeli vardı. Yıldırım düşmesiyle parçalanan heykelin yerine daha sonra mermer bir haç koyulmuştur. Osmanlılar döneminde haç indirilmiş fakat sütuna dokunulmamıştır. 1700`de Sultan II. Mustafa sütunu çemberlerle sağlamlaştırmış, günümüzdeki kaideyi inşa ettirmiştir. Kulenin yüksekliği 35 metredir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:38   #13
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6450
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Çemberlitaş Hamamı



Çemberlitaş Hamamı, Çemberlitaş`ta, Divanyolu üzerinde, I. Constantinus`un (M.S. 324-337) diktirdiği anıtın Vezir Han tarafında yer alır. Hamam`ın karşısında KöPage Rankingülü Mehmet Paşa Cami, medresesi ve türbesi, yanında Vezir Hanı, eski Dar`ül-fünun binası, civarında ise Sultan II. Mahmut Türbesi, KöPage Rankingülü Kütüphanesi, Atik Ali Paşa Cami ve medresesi ve Ali Baba Türbesi mevcuttur.
Hamam, Sultan II. Selim`in karısı ve Sultan III. Murat`ın annesi, Nurbanu Sultan tarafından Üsküdar`da, Toptaşı`nda, Valide-i Atik Külliyesi`ne gelir getirmesi için yaptırılmış ve vakfedilmiştir. Hamam, Tuhfet`ül-mimarin`e göre Mimar Sinan yapısıdır. Kitabesinden anlaşıldığıne göre hamam yapılış tarihi 992/1584`tür. Çembarlitaş Hamamı birbirinin tamamen benzeri ve yanyana bitişik bir çifte hama olarak planlanmıştır. Erkekler kısmının girişi Vezir Han Caddesi üzerindedir. Giriş üzerinde, etrafı rumilerle bezeli, üç sıra halinde hazırlanmış altı mısralı bir kitabe vardır. Kadınlar kısmı girişi ise Divanyolu Caddesi üzerindedir. Bugün kadılar ve erkekler kısımları girişleri aynı kapıdan yapılmaktadır. Erkekler ve kadınlar bölümlerinin soyunma yerleri, geçişi köşe trompları ile sağlanmış büyük birer kubbe ile örtülüdür. Etrafında üç kat soyunma odaları vardır. Mimar Sinan`ın son dönem eserleri arasında yer alan hamamın 38 adet kurnası vardır. Kubbenin altında çok yüzlü büyük bir göbek taşı bulunmaktadır. Sıcaklık bölümleri kubbelerinde bulunan küçük delikler ile aydınlatılmaktadır. Delikler cam fanuslar ile kapatılmıştır. Günümüzde hem kadınlar hem de erkekler bölümü hizmet vermeye devam etmektedir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:39   #14
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6450
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Çırağan Sarayı



Haritadaki yeri için tıklayın...
Sultan Abdülmecid`in ardından tahta geçen Sultan Abdülaziz tarafından 1861`de yaptırılmıştır. Planı Nikoğos Balyan`a aittir ve uygulaması Sarkis ve Agop Balyan tarafından yapılmıştır. Sultan Abdülhamid 1876 yılında tahta geçince, V. Murad akli dengesinin yerinde olmadığı gerekçeşiyle bu saraya kapatılmış ve 1905 yılında ölünceye kadar burada kalmıştır. Daha sonra Meclis-i Mebusan olarak kullanılan saray, 1910 yılında yanmıştır. Şimdi restore edilmiş ve lüks otel olarak kullanılmaktadır. Dolmabahçe Sarayı II. Mahmud`un mütevazi sarayının yerine Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Sarayı, cami ve saat kulesini, mimarları Balyan ailesi 1853`de tamamlamışlardır. Orta bölümündeki Muayede salonunda bulunan 4.5 ton ağırlığındaki kristal avize Kraliçe Victoria`nın armağanıdır ve dünyada en büyük olduğu söylenmektedir. Saray, ondokuzuncu yüzyıl Osmanlı saray yaşamına ilginç bir örnektir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:40   #15
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6450
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Dikilitaş (Obelisk)




Sultanahmet Meydanı’nda, ‘Hipodrom’da bulunan Obelisk (dikilitaş) Mısır’ın 18. Sülâle hükümdarlarından III. Thutmosis’in (M.Ö. 1502-1448) Asya’da kazandığı zaferlerin anısına 1450’de diktirdiği taştır.
Yıllarca Mısır’da kalan taş Firavunların tarihten silinmesinden sonra, burada kurulan yarı Hellen yarı Mısır bir devlete, sonra da Romalıların eline gemiştir. Bu dönemde, Romalılar, şehirlerini süslemek için Mısır’da bulunan anıtları kullanıyorlardı. I. Constantius da, yeniden kurduğu Constantinopolis’de Hipodromu süslemek için çeşitli anıtları buraya taşıttırıyordu. Oğlu II. Constantinus (337-361), taşı İstanbul’a götürülmek üzere İskenderiye’ye taşıtmak istemiş, ancak bunu başaramamıştır ve taş kıyıda bırakılmıştır. Daha sonra, İmparator Julianus’un (361-363) emriyle İskenderiyeliler taş için özel bir gemi yapmışlar. Taşın İskenderiye’den ne zaman ve kim tarafından İstanbul’a getirildiği ve nasıl taşındığı bilinmiyor. Hipodrom’u süslemek üzere getirilen taş, kaidesinde bulunan yazıtlara göre bir süre yerde yatmış ve I. Theodossius zamanında 390 yılında, Hipodrom ortasındaki "Spina" denen duvarın üzerine, bugünkü bulunduğu yere yerleştirilmiştir. 19,59 m yüksekliğindeki taşın, bugün bulunduğu Sultanahmet Meydanı’na getirilmesi için Marmara Sahilinden meydana kadar demir bir yol yapılmıştır.
Bugün tam olmayan taşın 6 metrelik parçası ek****ir. Eksik parçanın nedeni bilinmiyor. Başlangıçta şehrin başka bir yerine dikildiği ve bir depremde düşüp kırıldıktan sonra üst parçanın da şimdiki yerine dikildiği düşünülüyor. Ya da, taşınırken kırılmış olabilir. İstanbul’daki dikilitaşın ve eşinin Karnak’da Amun-Ra mabedinin sütunları üzerinde resimleri işlenmiş. Bu resimlerden de taşın eksik olduğu anlaşılıyor. Dikilitaş dört yüzünde kabartmalar bulunan 6 m yüksekliğinde mermer bir kaidenin üstünde yer alan dört tane tunç takoza oturmaktadır. Kaidenin üzerindeki kabartmalarda imparator I. Theodossius’un savaşları ve Hipodrum’daki yaşantısı işlenmiştir. Dikilitaş’ın tepesinde bulunan ve Dünya’yı simgeleyen tunç küre 865 yılındaki bir depremde düşmüş ve bir daha da yerine konulmamıştır.
Dört yüzde de devamlı olarak Mısır Tanrılarından Amun-Ra ve Horus anılmakta ve Thutmosis’in yüceliğinden söz edilmektedir. Dikilitaş, Bizans dönemi boyunca uzun yıllar Hipodrom’da meydana gelen çeşitli politik olaylara, araba yarışlarına, ayaklanma ve cinayetlere seyirci olmuştur. 17. yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde taştan, İstanbul’u afetlerden koruyan bir tılsım olarak sözetmiştir. Türklerin dönemi boyunca, taş yabancıların ilgisini çekmiş, resimler ve gravürlere konu olmuştur.
Osmanlı döneminde de Hipodrom’da taş çevresinde birçok olay olmuş ve toprak yükselerek kaidenin alt kısmı gömülmüştür. 1857’de, C.T. Newton kaidenin etrafında kazı yaparak yeniden açmıştır. O tarihten beri Dikilitaş yuvarlak ve demir parmaklıklarla çevrili bir çukurda durmaktadır. 20. yüzyılın ilk yarısında taşın yosunlanmış cephesi temizlenmiş ve yenilenmiştir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:42   #16
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6450
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Dolmabahçe Saat Kulesi




Dolmabahçe Sarayı girişine Sultan II. Abdülhamid tarafından 1890-1895 yılları arasında yaptırılmıştır. Saray mimarı Sarki Balyan tarafından Neobarok ve Ampir tarzında yapılmıştır. 2 metre yüksekliğinde ve 4 katlıdır. Iki tarafında Sultan 2. Abdülhamid`in tuğrası bulunur. Saatçibaşı Johann Meyer tarafından takılan Paul Garnier markalı saat 1979`da kısmen elektronik sisteme çevrilmistir ve çalışır durumdadır.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:44   #17
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6450
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Dolmabahçe Sarayı




Adres: Dolmabahçe Cad. Beşiktaş
Telefon: 0212 236 90 00


Dolmabahçe Sarayı`nın bulunduğu alan, bundan dört yüzyıl öncesine kadar Boğaziçi`nin büyük bir koyuydu.


Osmanlı Kaptan Paşalarının gemilerini demirledikleri, geleneksel denizcilik törenlerinin yapıldığı bu koy zamanla bataklık haline gelmiş ve 17`nci yüzyıldan itibaren başlayarak doldurulmuş, padişahların dinlenme ve eğlenceleri için düzenlenen bir "hasbahçe"ye dönüştürülmüştü. Bu bahçede, çeşitli dönemlerde yapılan köşkler ve kasırlar topluluğu, uzun süre Beşiktaş Sahil Sarayı adıyla anıldı.


Beşiktaş Sahil Sarayı, Abdülmecit döneminde (1839-1861), kullanışsız olduğu gerekçesiyle ve 1843 yılından itibaren bölüm bölüm yıktırıldı. Aynı yıllarda, Dolmabahçe Sarayı`nın 15.000 m2`lik bir alanı kaplayan temelleri, meşe kazıklar ve ağaç hasırlar üstünde yükselmeye başladı.


Yapımı, çevre duvarları ile birlikte 1856`da bitirilen saray 110.000 m2`yi aşan bir alan üstüne kurulmuş ve ana binası dışında onaltı ayrı bölümden oluşmuştur. Bunlar saray ahırlarından değirmenlere, eczanelerden mutfaklara, kuşluklara, camhane, dökümhane, tatlıhane, mefruşat dairesi ve işliklere kadar uzanan bir dizi içinde, çeşitli amaçlara ayrılmış yapılardır.


Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi: Bu yapılardan Mefruşat Dairesi yukarıda kısaca değinildiği gibi, bu defa "Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi olarak, konferans, sergi, bilimsel araştırmaların yanısıra, basın ve yayın organları ile sağlıklı ve sürekli ilişkileri sürdürmek üzere, çok amaçlı bir hizmet anlayışı içinde düşünülmüş ve yeniden düzenlenmiştir. Sarayın girişinde, mimari özelliği de dikkate alınarak ele alınan Mefruşat Dairesi`nde oluşturulan Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi`nin alt katı, Konferans Salonu, Sergi Salonu, satış merkezi ve Fotoğraf Laboratuvarı, üst katı ise Basın ve Yayın Merkezi, Kitaplık, Bilimsel Araştırma ve Saray Arşivi olarak kullanıma açılmıştır.
Mefruşat Dairesi`nin önündeki avlu, ilk kez Saray`ı gezenlerin yaz ve kış oturup dinlenebilecekleri bir alan olarak düzenlenmiştir. Avlunun çevresindeki bir bölüm, gerekli onarım ve düzenlemelerle "Gösteri Salonu" olarak değerlendirilmiştir. Bu bölümde, Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan, saray ve kasırlarımızı tanıtıcı bir program audio-visual dia gösterileri halinde sürekli ziyaretçilere sunulmaktadır. Büyük bir ilgi ve beğeniyle izlenen bu renkli gösterilerin, zaman içerisinde daha da geliştirilerek zenginleştirilmesine ve aynı gösterilerin başta Beylerbeyi Sarayı ve Maslak Kasırları olmak üzere, diğer köşk ve kasırlara da yaygınlaştırılmasına çalışılmaktadır. Bu arada avlunun bir bölümünde de ziyaretçilerin ihtiyaçlarını karşılamak üzere, sarayın tarihi hüviyetini yansıtır bir biçimde modern bir kafeterya kurulmuştur.


Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi`nin alt katında yer alan Sergi Salonu`nda sunulan "Dünden Bugüne Osmanlı Sarayları" Sergisi, bugün ayakta kalmış, değişmiş veya yıkılmış bulunan saraylarımız konusunda belge niteliğindeki resimleri biraraya getirmekte ve böylece "Saraylar"ın bir boyutuna ışık tutmaktadır. Bugüne kadar gezenlerin büyük ilgisini çeken bu resimler ayrıca basılmış ve böylece kalıcılıkları da sağlanmıştır.
Satış Merkezi`nde ise, Kültür-Bilim-Tanıtım Merkezi tarafından üretilen çeşitli kartpostal, dia, videokaset, poster, rehber, kitap, broşür ve benzeri tanıtım malzemeleri satışa sunulmuş bulunmaktadır.


Harem: Önemli bir girişim de, Dolmabahçe Sarayı "Harem" bölümünün 28 Kasım 1985 tarihinde yeniden düzenlenerek geziye açılmasıdır. Dolmabahçe Sarayı`nın yaklaşık üçte ikisini kaplayan Harem Dairesi`nin açılması, yurt içi ve yurtdışında da büyük ilgi görmüş, bu durum sarayın bütünleştirilmesi yolunda önemli bir adım olarak nitelenmiştir. Harem Dairesi`nin açılması ayrıca bugüne kadar yeterince bilinmeyen birçok ilginç ayrıntının tanınmasına neden olmuştur.


Cariyeler Dairesi ve Diğer Birimler: "Cariyeler Dairesi", "Gedikli Cariyeler Dairesi", "İç Hazine", "Harem Bahçesi" ve Atölyelerin kısa sürede onarılarak açılması da plânlanmıştır. Bu bölüme yeni imkânlar getirecek, "Valide Kapı"nın açılışıyla, "müze içinde müze" anlayışı buraya da yansıyacaktır.


Değerli Eşyalar Sergi Salonları: Harem Dairesi ile birlikte 28 Kasım 1985`de açılan ,"müze içinde müze" niteliğini taşıyan yerlerden birisi de "Değerli Eşyalar Sergisi Salonu"dur. Gördüğü büyük ilgi nedeniyle, kısa zamanda ikincisinin oluşturulduğu bu sergilerde, değişik bir düzenlemeye gidilmiş, çarpıcı bir görünüm elde edilmiştir. Bilindiği gibi sultanların ve yakın çevrelerinin günlük yaşamlarında ve törenlerde kullandıkları değerli eşyalar, bugüne kadar özenle saklanmaktaydı. İlk kez özel oluşturulan bir mekânda, tarihi ve anı değeri yüksek bu zengin malzemenin sınırlı bir bölümü. zaman zaman değiştirilerek, tüm yerli ve yabancı ziyaretçiler ile araştırmacıların istifadesine sunulmaktadır.


Sarayın Kuşluğu: Aynı amaçla, Dolmabahçe Sarayı`nın "Kuşluk Bahçesi" yeniden ele alınmış, içindeki "Kuşluk" canlandırılmaya çalışılmış, "Kuşluk Köşkü" ve "Kuş Hastanesi" de bu amaçla onarılmıştır. Osmanlı saray kuşluklarından bugüne ulaşabilmiş en büyük örnek olan Dolmabahçe Sarayı Kuşluk`u, Saray`ın Sanat Galerisi`yle birlikte gezilebilen ayrı ve ilginç bir bölümüdür. Bu özgün birim bir dinlenme mekânı olarak saray bütünü içinde yer almaktadır. Zaman içinde arşiv belgelerinin de vereceği ipuçlarıyla Kuşluk eski işlevine kavuşacaktır. Bu süre içinde kuşlarla ilgili bir kitaplık oluşturulmakta, poster, kartpostal gibi tanıtım malzemesi üretilmekte, ilginç bir sürekli sergi düzenlenmekte, çocuklar bu yolla eğitilirken, büyükler de bu tarihi ve doğal zenginlik içinde dinlenme olanağı bulmaktadırlar.


Sanat Galerisi: Kuşluk Bahçesi`nin ve Kuşluk Binası`nın bir diğer önemi de, girişinde "Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi"nin açılmış bulunmasıdır. Ziyaretçiler, örneği az bu Galeri`de açılan sergilerle, saraylıların zengin ve tarihi tablo kolleksiyonlarından seçkin örnekleri görme fırsatını bulmaktadırlar. Örneğin, bu Galeri`de `14. Uluslararası İstanbul Festivali` kapsamında açılmış bulunan "Osmanlı Sarayında Yabancı Ressamlar II" Sergisi daha önce açılan, "Saraylarımızdan Tablolar", "Öncü Türk Ressamlarından Bir Kesit", "Osmanlı Sarayında Yabancı Ressamlar I" sergileri büyük ilgi görmüştür. Bunları ise "Sarayda Manzara Resimleri" izleyecektir. Bu bölüm, İstanbul yaşamında özel bir yeri olan Camlı Köşk`le birlikte, her geçen gün daha da yoğun biçimde yeniden değerlendirilerek, özellikle kültür ve sanat çevrelerinin sürekli kullanımına sunulmaktadır.


Bu sergiyle birlikte, Dolmabahçe Sarayı dünyadaki benzerlerine uygun olarak değişik boyutlu bir bölüme daha kavuşmuş bulunmakta ve ayrıca müze-saray olarak çok farklı zenginliklere ulaşmaktadır. Burada sergilenen malzemede yer yer karşımıza çıkan Sultan Tuğraları ve kullanılan ilginç taşlar, Osmanlı saray yaşamının bir uzantısı olarak yeni değerlendirmeleri beklemektedir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:44   #18
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6450
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Eski Hamam

Üsküdar`da Doğancılar Caddesi ile Uncular Caddesi`nin kesiştiği yerde Darı Sokağı`nın başlangıcındadır. Kim tarafından yaptınldığı ve yapım yılı bilinmemekte, fakat 15. yüzyıldan kalma olduğuna dair bazı deliller bulunmaktadır.
Şifa Hamamı olarak da isimlendirilen bu hamam bir çifte hamam olarak yapılmıştır ve şu an her iki bölümü de faaldir. Üsküdar`daki en eski hamam olmasına rağmen, günümüze kadar orijinal halini muhafaza edebilmiştir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:45   #19
Moderator