Geri git   GalaxiForumTurkey >
.....::::: Sosyal Konular :::::.....
> Dünya Ve Türkiye'mizi Tanıyalım

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 13-04-2007, 18:48   #21
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6451
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Galata Mevlevihanesi



XIII. yy`da Mevlevi Celaleddin-i Rumi`nin kurduğu Mevlevi tarikatı, İstanbul`un fethinden sonra geçici bir süre Vezneciler`deki Kalenderhane`de yer aldıktan sonra, 1491`de Galata Surları dışındaki bağ ve bahçeler arasında “asithane”sini kurmuştur. “Kulekapı Mevlevihanesi” denilen ilk kuruluşun yapısal ayrıntıları bilinmemektedir. Yapı 1548 sonrası sahipsiz kaldığından Halveti tekkesi ve medrese olarak kullanılmıştır. 1608 onarımından sonraki dönemlerde, “semahane” odaklı kurgusu, 1765 yangınından sonra da pek değişmemiştir. Mevleviliğe yakınlığı bilinen III. Selim, 1792`de yaptırdığı onarım sürecinde “Hünkar Mahfili”de ekletmiştir yapıya.


Oldukça büyük bir alanda yer alan ahşap yapılarda, günlük yaşamın aşamaları, Mevlevi törelerine göre düzenlenirken; bu alemden sonsuzluğa göçenler de ruhsal varlıklarıyla Tekke`deki beraberliklerini sürdürmektedirler. Hazirelerin adlandırılışları: “Hamuşan” (Susanlar) ve “Hadikatülervah” (Ruhlar bahçesi) bu inancı yansıtmaktadır. XVI. Ve XVII.yy`larda yaptırılan Müeyyetzade ve Şahkulu Mescitleri çevresinde oluşan mahalleler, Tekke`nin kırsal niteliğini yitirmesine yol açmış, XIX.yy ortalarından sonra, çevreyi azınlık ve levantenler oluşturmaya başlamıştır.


Günümüzde Galip Dede Caddesi olarak adlandırılan sokak üzerindeki cümle kapısını da içeren yapı gurubunu, 1819`da dönemin güçlü kişisi Halet Efendi, erken “ampir” biçeminde kagir olarak yaptırmıştır. Kapının sağındaki çok amaçlı yapı, alt katında sebil, çeşme, “muvakkithane”; iç avludan çıkılan üst katında kütüphane ve mektebin yer aldığı iki katlı bir yapıdır. Solundaki açık türbe 1871`de hayli değişik, seçmeci bir üslupla, tekne tonoz üstüne piramidal basamaklı mermer bir çatı getirilerek yeniden yaptırılmıştır.


Avlu içindeki büyükçe ahşap konak görünümündeki üç katlı ana bina, 1860`da yapılmıştır. Ana yapının ana öğesi sekiz ahşap paye ve ahşap direğin belirlediği parmaklıklarla ayrılan, iki kat yüksekliğindeki sekizgen “semahane”dir. Mihrabın da yer aldığı erkek izleyicilere ait “züvvar” bölümünün sol arkasında kafesle ayrılan “bacılar” mahfilinin sağ yanında da “şeyh dairesi” yer alır.


Üst kata, üç ayrı merdivenle çıkılmaktadır. Kapının hemen üstündeki, sekizgenin bir kenarındaki bölüm, “Mıtrib maksüresi” müzisyen dervişlere ayrılmıştır. Bu katın sağ tarafında “hünkar” ve “Konya Dergahı Postnişini” ne ayrılan “çelebi” mahfilleri, sol kanatta da yabancı konukların mahfilleri yer almaktadır.


Mihrabın üstü boş bırakılmış, Mıtrib maksuresi dışındaki tüm mahfiller kafesle kapatılmıştır. Ana yapının, yarı bodrum olan en alt katına, hem giriş katından merdivenle ulaşılmakta, hem de yandan bahçe yönünden girilebilmektedir. İkisi uçta, ikisi yanlarda dört eyvanlı uzun orta mekanın (sofa) her iki yanında “dedegah” hücreleri bulunmaktadır.


Avludan inilen “çilehane”nin, burada bir zamanlar var olduğu bilinen eski bir manastırın ayazması olduğu sanılıyor. Harem bölümü ve ikili düzendeki “mahbah-ı şenf” günümüze erişememişlerdir.
1975`ten beri müze olarak işlevlendirilen Mevlevihane`de ara sıra “sema” denilen ayinler düzenlenerek, müzik ve raksla vecde gelen dervişlerin gösterilerinde, Anadolu`da yeşeren en köklü tarikatlardan birinin tören ve töreleri hala yaşatılmaktadır.
Adres: Galip Dede Cad. Tünel-Beyoğlu
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:49   #22
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6451
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Galatasaray Hamamı

Galatasaray`da, Kuloğlu Mahallesi`nde Turnacıbaşı Sokağı ile Çapanoğlu Sokağı`nın kavşağında yer alır. 1715 yılında halka açık bir çarşı hamamı olarak inşa edilmiştir. Klasik Türk hamam mimarisiyle yapılmıştır. 1965 yılında geçirdiği tadilatta tasarımının ana hatları korunmuş, fakat mimari ayrıntılar ve iç aksam yenilenerek özgünlüğünü yitirmiştir. Aslında tek hamam olarak inşa edilmiş bu yapıya, 1965`de yapılan tadilatta küçük bir kadınlar bölümü de eklenmiştir.
Bakımlı bir durumda günümüze ulaşan hamam, halen faaliyetini sürdürmekte, yerli müşterilerin yanısıra yabancı turistlere de hizmet vermektedir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:50   #23
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6451
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Hidiv Kasrı



Adres: Çubuklu Korusu Çubuklu Yolu No:32 Beykoz
Telefon: 0216 413 96 44 - 0216 413 96 64


Çubuklu sırtlarında, geniş bir koruluk içerisinde yer almaktadır. Mısır Hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından 1907 yılında İtalyan Mimar Delto Seminati`ye yaptırılmıştır.


Türk mimarisinin dışında tam bir batılı tarza sahip olan yapı, yaklaşık 1000 m2 lik bir alan üzerinde inşa edilmiştir. Ana girişin ortasında mermerden anıtsal bir çeşme vardır. Bunun tavanı çatıya varıncaya kadar yükselir ve tavanı vitrayla kaplıdır. Ayrıca binanın çeşitli yerlerinde de son derece zarif çeşme ve havuzlar vardır. Binanın planı, salonlar arasındaki bağlantılar aracılığıyla havuzun etrafında bir daire çizmektedir. Bu daire sadece giriş holü tarafından kesilmektedir. Binanın üst katında ise odalar bulunmaktadır. Özellikle giriş katındaki şömineli salonun üstündeki daire biçimindeki parçada yer alan iki büyük yatak odası eşsiz güzellikteki lambrileri, kendi iç tuvalet ve banyoları ile dikkat çekmektedir. Binanın bir diğer özelliği ise Boğaziçi`nin yarısının seyredilebildiği kulesidir. Hem asansör, hem de merdivenle çıkılabilen bu kulenin balkonlu bir orta katı ve üstü açık bir terası mevcuttur. Kule, yapıya ayrı bir özellik ve güzellik katmaktadır. Kasır, Hidiv`in 1930`lu yıllarda İstanbul`u terk etmesinden sonra İstanbul Belediyesi`nce satın alınmış, fakat 1937-1982 yıllan arasında pek kullanılmamıştır. 1982 yılında Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu tarafından restorasyon başlatılmış; İki yıl süren çalışmalardan sonra 1984 yılında otel, restoran ve cafe olarak hizmete girmiştir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:52   #24
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6451
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Ihlamur Kasırları




Adres: Beşiktaş


Beşiktaş, Yıldız ve Nişantaşı arasında kalan Ihlamur Vadisi`nin 18. yüzyılda Hacı Hüseyin Bağları adıyla tanınan bir mesire yeri olduğu bilinmektedir. Sultan III. Ahmed Dönemi`nde Padişah`a ait bir "Has Bahçe"ye dönüştürülmesine karşılık 19.yüzyılın ikinci yarısına kadar "Hacı Hüseyin Bağları" olarak bilinen bu alan, I. Abdülhamid (1774-1789) ve III. Selim (1789-1807) dönemlerinde de ilgi çekmiştir.


Sultan Abdülmecid`in (1839-1861) Osmanlı tahtına geçmesiyle birlikte yeni yapılaşmalara gidilmiş, Beşiktaş`ta Dolmabahçe Sarayı, Küçüksu Kasrı ve Ihlamur Mesiresi`nin de bulunduğu bu alanda Ihlamur Kasırları`nın yapımına başlanmıştır. Sultan Abdülmecid, Ihlamur Mesiresi`ne bugünkü kasırları yaptırmadan önce de sık sık gelir ve buradaki sade ve küçük bağ evinde dinlenir; bazı konukları bu arada ünlü Fransız ozanı Lamartine`i burada kabul ederek görüşürdü. Yüksek çevre duvarlarının sınırlandırdığı ağaçlı bir alan içindeki Nikogos Balyan`ın yaptığı bu iki yapı; yapıldıkları 1849-1855 yıllarından bu yana kimi zaman "Nüzhetiye" kimi zaman da "Ihlamur Kasırları" adıyla anılmıştır. Törenler için düşünülen ve kullanılan Merasim Köşkü; ön cephesindeki dönemin beğenisini yansıtan Barok çizgiler taşıyan merdiveni, ilginç ve hareketli kabartmalarıyla çarpıcı bir mimarlığa sahiptir. İç süslemelerinde; Osmanlı sanatında 19. yüzyılda tercih edilen motifler ve kalem işleri kullanılmış, Avrupa`nın çeşitli üsluplarındaki mobilyalar ve döşeme öğeleriyle belirli bir bütünlük sağlanmıştır.


Padişahın maiyeti, kimi zaman da haremi tarafından kullanılan Maiyet Köşkü ise; diğerine oranla daha küçük ve daha yalındır. 1966 yılında TBMM Milli Saraylar bünyesine katılan Ihlamur Kasırları`nın Merasim Köşkü bir müze-saray olarak ziyarete açık tutulmakta, Maiyet Köşkü ve bahçenin bir bölümünde kafeterya hizmetleri yapılmakta ve bu bahçede, diğer saray ve kasırlarımızda olduğu gibi, ulusal ya da uluslararası resepsiyonlar verilebilmektedir.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:54   #25
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6451
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Kapalı Çarşı



İstanbul’un en büyük çarşısı olan Kapalı Çarşı, İstanbul‘un fathinden sonra Ayasofya’ya gelir sağlamak amacıyla Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. 30 hektarlık alan üzerinde kurulu çarşıda 60 sokak ve binlerce dükkan bulunmaktadır. Günümüze kadar bir çok yangın ve deprem geçirmiş ve restore edilmiştir. Fesçiler, Serpuşçular, Tuğcular, Feraceciler, Perdahçılar, Terlikçiler, Kuyumcular, Aynacılar ... gibi isimleri olan sokaklar, o sokakta çalışan meslek grubuna göre adını almıştır.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:57   #26
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6451
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Kız Kulesi




Adres: Üsküdar
Telefon: 0216 342 47 47


Kızkulesi`nin mimari yapılanma süreci M.Ö. 341 yılına kadar uzanır. O dönemlerde boğazın çıkıntısı olan bu burun, (daha önce yarımada oldugu ile ilgili söylenceler vardır) "vus" adı ile anılır. Bu tarihte Komutan Chares`in eşi için, mermer sütunlar üzerine yapılan bir anıt mezar kimliğinden sonra, M.Ö. 410`da Sarayburnu`nun bulunduğu yerden, kulenin bulunduğu adaya zincir gerilerek, boğazın giriş ve çıkışlarını kontrol eden bir gümrük istasyonu haline getirilir. M.S. 1110`lere geldiğimizde ise ilk belirgin yapı (kule), İmparator Manuel Comnenos tarafından inşa ettirilir. Savunma kulesi olarak inşa ettirilen bu yapı "Küçük Kale" anlamına gelen Arcla adını alır. Bu yapı ile ilgili net bilgiler olmamakla birlikte bugünkü boyutlarına yakın olduğu düşünülmektedir. İstanbul`un fethi sırasında savunma amaçlı olarak kullanılan kule, 1453 yılından sonra çok farklı amaçlarla kullanılmıştır. Osmanlı döneminde savunma kalesi olmaktan çok bir gösteri platformu olarak kullanılmış ve Mehterler burada adaya yerleştirilen topların atışları ile birlikte nevbet (bir çesit Istiklal Marşı) okumuşlardır. 1509 depreminde zarar gören yapı, daha sonraki yıllarda tekrar inşa ettirilir. Bunun dışında ilave edilen fenerle de gemilere yol gösterme işlevi yüklenir. O dönemde inşa edilen yapı, kule ve kale olarak iki ayrı bölümden oluşmuş ve içine sarnıç yapılmıştır. 1719 yılında fenerden çıkan alevle yanan kizkulesi, 1725 yılında şehrin Başmimarı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından tekrar onarılır. Kule kısmı biraz değiştirilerek üst tarafa camlı bir köşk ve onun üzerine de kurşunla kaplı bir kubbe oturtturulur ve bina kagir olarak tekrar yapılır. 1830 senesinde kolera salgınının şehre yayılmaması için karantina hastanesine dönüşür.Osmanlı İmparatorluğu`nun çöküş devrine girmesi ile tekrar savunma kalesi olarak kullanılmaya başlanır ve toplarla donatılır. Ünlü hattat Rakim`in yazısı ile kapısının üzerindeki mermere Sultan II. Mahmut`un tuğrasını taşıyan kitabe yerleştirilir. 1857`de tekrar fener ilave edilir ve 1920 yılında fenerin lambası otomatik ışık yapma sistemine kavuşur. 1944 senesinde restorasyon yapılır. 1959 senesinde Askeriye`ye devredilir ve radar istasyonu olarak kullanılır. 1982 senesinde Türkiye Denizcilik İşletmeleri`ne devredilir, bu dönemde bir ara geçici olarak siyanür deposu olarak kullanılır.


Geçmisi 2500 yıl öncesine dayanan bu küçük kule, İstanbul`un tarihine eş bir tarih yaşamış ve bu kentin yaşadıklarına görgü şahitliği yapmıştır. Antik çağda başlayan geçmisi ile Yunan`dan Bizans İmparatorluğu`na Bizans`dan Osmanlı İmparatorluğu`na, tüm tarihi dönemlerde var olarak günümüze kadar gelmiştir. İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans Dönemi`nde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır.Osmanlı Dönemi`nde ise gösteri platformundan savunma kalesine, sürgün istasyonundan karantina adasına kadar bir çok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir. Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kizkulesi...


Yüzyıllar boyu hep hikayeleri ile anılan bu kule 2500 yıl sonra Hamoğlu Holding`in yaptığı restorasyondan sonra ilk kez kapılarını insanlara açmıştır. Günümüzde Restoran, bar, cafe ve hediyelik eşya satan bir kompleks olarak varlığını sürdürmektedir.


KIZ KULESİ EFSANELERİ:
Kızkulesi ile ilgili anlatılan ilk hikaye; Ovidius`un kaydettiği bir aşk hikayesidir. Hero ile Leandros adlı iki gencin hüzünlü aşkını anlatan bu hikaye, Hero`nun kuleden ayrılmasıyla başlar. Hero Afrodit`in rahibelerindendir ve aşka yasaklıdır.


Yıllar sonra Afrodit`in tapınağında yapılan bir törene katılmak için kuleden ayrılır ve orada Leandros ile karşılaşır. Birbirine aşık olan iki genç, Leandros`un gece kuleye gelmesi ile aşklarını kutsarlar. Kızkulesi her gece iki gencin gizli aşkına ve yasak sevişmelerine tanıklık eder. Leandros`un yüzerek kuleye geldigi fırtınalı bir günde Hero`nun yaktığı sevda ateşinin feneri söner. Karanlıkta yolunu kaybeden Leandros boğazın sularına gömülür. Sevgilisinin öldüğünü gören Hero da kendini Kızkulesi`nden boğazın sularına bırakır. Kavuşamayan aşıklara atfen anlatılan bu hikayeden başka bir de; Kleopatra`nın sonuna benzer bir sonun anlatıldığı yılan hikayesi vardır. Kehanete göre kralın birine, çok sevdiği kızı onsekiz yaşına geldiğinde bir yılan tarafından sokularak ölecegi söylenir. Bunun üzerine kral denizin ortasındaki bu kuleyi onararak kızını buraya yerleştirir. Kaderin kaçınılmazlığını kanıtlarcasına, kuleye gönderilen üzüm sepetinden çıkan bir yılan, prensesin tenine süzülerek zehrini boşaltır. Kral, kızına demirden bir tabut yaptırarak Ayasofya`nın giriş kapısının üstüne yerleştirir. Bugün bu tabutun üstünde iki delik vardır. Yılanın, ölümünden sonra da onu rahat bırakmadığına dair hikayeler anlatılır. En son anlatılan hikaye ise Osmanlı Dönemi ile ilgilidir. Battal Gazi`nin askerleri ile Kızkulesi`ne baskın yaparak kuleye saklanan hazinelerin ve Üsküdar Tekfuru`nun kızını kaçırdığı ile ilgili hikayedir. Battal Gazi tekfurun kızı ve hazinelerini aldıktan sonra Üsküdar`dan atına atlayıp oradan uzaklaşmıştır. Çokça bilinen "Atı alan Üsküdar`ı geçti" lafı bu hikayeden gelir. Bu hikayeden günümüze gelen bir diğer şey de küçük kulemizin ismi ile ilgilidir. Diğer efsanelerdeki prenseslere de atfen Türkler buraya Kız-Kulesi ismini vermişlerdir. Antikçağ`da Arkla (küçük kale) ve Damialis (dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da Tour Leandros ismi ile ün yapmıştır.Şimdi ise "Kızkulesi" ismi ile bütünleşmiş ve bu ismi ile anılmaktadır.


Gündüz Ulaşım İmkanları:
Pazartesi günleri hariç.
AVRUPA KITASI:
Ortaköy: 13:00, 15:00, 17:00
Kızkulesi Dönüş: 14:30, 16:30, 19:00
ASYA KITASI:
Salacak`tan 12:00-19:00 arası sürekli ring seferler.


Gece Ulaşım İmkanları:
AVRUPA KITASI:
Kabataş: 20:30
Kızkulesi Dönüş: 23:15, 00:15br> Salacak: 20:00-01:00 arası ring seferleri
ASYA KITASI:
Salacak`tan 20:00-01:00 arası sürekli ring seferler.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 18:58   #27
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6451
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Küçüksu Kasrı




Adres: Küçüksu Çayırı Sahili, Anadolu Hisarı-Üsküdar
Telefon: 0216 332 02 37


Osmanlılar döneminde de ilgi çeken ve "Kandil Bahçesi" adıyla padişahın has bahçelerinden biri olarak kullanılan Küçüksu ve çevresini IV. Murad`ın (1623-1640) çok sevdiği ve buraya "Gümüş Selvi" adını verdiği bilinmektedir. 17. yüzyıldan başlayarak çeşitli kaynaklarda "Bağçe-i Göksu" adıyla geçen yörede, özellikle 18. yüzyıldan başlayarak yoğun bir yapılaşma izlenmektedir. Sultan I. Mahmud Döneminde (1730-1754) Divittar Mehmed Paşa, padişah için bu Hasbahçe`nin deniz kıyısına iki katlı ahşap bir saray yaptırmış, bu yapı III. Selim (1789-1807) ve II. Mahmud (1808-1839) dönemlerinde de onarılarak kullanılmıştır.


1857 yılında hizmete giren yeni Küçüksu Kasrı`nın mimarı Nikogos Balyan`dır. Bodrumuyla birlikte üç katlı olan kasır, yığma tekniğiyle ve kargir olarak yapılmıştır. Bodrum katı kiler, mutfak ve hizmetçilere ayrılmış, diğer katlarsa bir orta mekâna açılan dört oda biçiminde düzenlenmiştir. Bu özelliğiyle geleneksel Türk evi plan tipini yansıtan yapı, genellikle dinlenme ve av amaçlı olarak kullanılan bir "biniş kasrı" niteliğindedir. Devlete ait diğer saray yapılarının tersine yüksek duvarlarla değil, dört yönde kapısı olan ve döküm tekniğiyle yapılmış zarif demir parmaklıklarla çevrilidir. Abdülaziz Döneminde (1861-1876) cephe süslemeleri elden geçirilen yapı, zaman zaman çeşitli onarımlar görerek günümüze ulaşmış, ancak bu arada eski saraydan kalan ve çeşitli işlevlerdeki ek yapılarını yitirmiştir. Kabartmalarla süslü ve hareketli deniz cephesinde, bu cepheye yaslanmış şadırvanlı küçük havuzunda, merdivenlerinde çeşitli batılı süsleme motifleri kullanılmıştır. Oda ve salonlar değerli sanat eserleriyle döşenmiş, bu iş için Viyana Operası dekoratörü Sechan görevlendirilmiştir. Alçı kabartma ve kalem işi süslemeli tavanları, bir şömine müzesini andıran birbirinden farklı renk ve biçimde, değerli İtalyan mermerleriyle yapılmış şömineleri, her bir odada ayrı süslemeli ve ince işçilikli parkeleri, çeşitli Avrupa üsluplarındaki mobilyaları, halı ve tablolarıyla eşsiz bir sanat müzesi niteliğindeki Küçüksu Kasrı, Cumhuriyet Döneminde de bir süre devlet konukevi olarak kullanılmış ve günümüzde bir müze-saray işlevi kazanmıştır. 1994 yılında başlayan restorasyonu halen devam etmektedir. Yenilenen bölümler ziyarete açıktır.
__________________

hasantek is offline   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-04-2007, 19:00   #28
Moderator
 
hasantek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Dikkat Mesajlara cevap yazmaktan cekinmeyin Teşekkür Etmek İçin Teşekkür Butonunu Kullanın.!!!
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 3.692
Üye No: 224
Profil
Nerden: İstanbul
Ünvan
Rep:: 7
Rep Puanı : 250
Rep Derecesi : hasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enoughhasantek will become famous soon enough
Teşekkür durumu
Teşekkür Etti: 2
30 Mesajınıza 48 Teşekkür Edildi
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 567 / 1134
Güç: 1230 / 6451
Tecrübe: 39%

İletişim
Standart

Malta Köşkü





Malta köşkü, Yıldız Parkı içinde, Yıldız Sarayı`ın ayıran duvarın doğu yönünde yer almaktadır. Çırağan Sarayı`nın arka bahçesini oluşturan koruluğun içinde iki tane de seyir ve istiharat köşkü yapılmıştır (Abdülaziz Devri). Kuzey yönünde geniş manzarah bir terasa oturan iki katlı binaya Malta Köşkü adı verilmiştir. Malta isminin nereden geldiği tam bilinmemekle beraber, fethedilen veya fethe teşebbüs edilen yerlerin isimlerinin saray içinde mekanlara isim olarak verme geleneğinden geldiği tahmin edilmektedir.
Malta köşkü sivil mimarisinin 19. yy.daki en ilgi çekici örneğidir. Sarı ve yeşili renkte boyalı dış cephesiyle Yıldız Parkı içinde dikkati çeken bu yapı. İki katlı olup mimar Sarkis Balyan ve kardeşlerince yapılmıştır. Abdülmecit döneminden Yıldız Saraylarından yabancı sanatçıların, Saray çevrelerinde çalışmaları ve Avrupa mimarisinde gelişmeler duvar resmini etkilemiş ve yağlıboya tekniğinde doğa görünümleri çiçek, meyve ve av hayvanlarının resimleri yaygınlaşmıştır. Neo-Klasic, Neo-İslam Neo-Osmanlı olarak değerlendirilebilecek öğelerle bezenmiştir. Napolyon yönetimini simgeleyen Barok, Rokoko üsluplarını oval pencereleri dalgalı saçak kornişini. Gömme süzunların uçlarında küçük kulecikleri, kolon başlıkları üzerinde, akant yaprağı öğesi iIe "S" ve "C" kıvrınlı kemerler en çok kullanılan kemer biçimleridir. Kemorlerin kilit taşlarına palmet ya da deniz kabuğu yerleştirildiği görülür. Yalın kemer biçimlerinde kullanılan kemer türü yuvarlak kemerdir. Mısır ve Roma mimarisi etkisi altında gelişen. Ampir üslupta düşey ve yatay öğeler dengelenmiştir. Roma sütun başlıklı duvara gömülü bu kolonlar, yuvarlak kemer, üçgen alınklık yalın silmeli kornişler cephe düzenlemesini geliştiren öğelerdir. En belirgin özelliği, her cephesinin üç bölümlü olarak yapılmış olmasıdır. Orta bölümler her cephede büyûk, yan bölümler ise daha küçüktür. İnce, uzun, yuvarlak kemerli ûçüz pencereler, cephe süslemesinin ana elemanlandır. Yapının deniz tarafina bakan cephesinde ikinci katta balkonlar yer almaktadır. Dört kapısı olan Malta Köşkü` ne deniz tarafından girildiğinde büyük salona geçilmekte burada yer alan kuğu motifleriyle süslü çeşme ve salonun ortasında etrafı mermer oymalı büyükçe bir havuz dikkati çekmektedir. Havuzun içine mermer kaidelere oturtuImuş, mermerden yapılmış büyük bir kapaklı vazo yerleştirilmiştir. Vazonun etrafına dört adet kuğu başını aşağıya eğmiş su içercesine, çiçek ve yapraklarla oyularak yapılmış ve yine, vazonun kapalı kısmının etrafına Altı adet büyük şişman balıklar birbirine sarılmışcasına, ağızları aşağı gelecek şekilde, mermere oyularak özenle işlenmiştir. Balıkların kuyruk kısımlarının ortasına bir fiskiye yerleştirilmiş olup balıkların ve kuğuların ağızlarından sular akarken, havuz dekoru bu haliyle en büyük özelliği taşımaktadır.
Yukarıva çıkılan mermer merdivenin her iki yanına, tavandan yere kadar uzanan mermer yuvarlak sütunlar yerleştirilmiştir. Sütunların hemen yanında yine mermerden Beş katlı fıskiye büyük birer adet; başını suya eğmiş kuğu oturtulrmuş duvar çeşmesinin alt, üst ve yan kenarlarına yaprak ve çiçek desenleri mermer oyularak resmedilmiştir.
Üst katta büyük bir salon etrafında iki büyük bir küçük oda ve tuvalet vardır.

Büyük salonlara tamamen mermer oymalı renkli çiçek işlemeli büyük şömineler yerleştirilmiş, salon ve odaların önler